14 Nisan 2010 Çarşamba

Elvis Metal ve fi tarihinden bir röportaj


















2000'li yıllarda çok grup dinledim, çok grup sevdim ama hiçbirini VOLBEAT kadar sevemedim. Belki DIE APOKALYPTISCHEN REITER ama yok, VOLBEAT hepsini öper atar. Aynı THERAPY?'de olduğu gibi punk ve metal olayını güzel harmanlamışlar da ondan. Ama bir farkla: THERAPY? müziğine deneysel tatlar eklerken, VOLBEAT bildiğin Rock'n'Roll ekliyor.

Bu gençlerle tanışmam 2007 yılını buluyor. O sıralarda iş amaçlı Antalya'daydım ama İstanbul'da SUICIDAL TENDENCIES'in konseri vardı. E tabi ki 2 günlüğüne İstanbul'a kaçıp SUICIDAL TENDENCIES'i izledim.

















Konserin ertesi gün sevgili arkadaşımız Çiğdem'in doğum gününü kutluyorduk, yazar kanka Doğu Yücel gelip "olm süper bir grup dinliyorum, solistleri LIFE OF AGONY'nin solist gibi söylüyor" dedi. Ben de "la olm ben sevmem ki LIFE OF AGONY, hele ki Keith Caputo'nun vokalini hiç sevmem!" dedim, ama Doğu bey inatla grubu anlatıyor. Kendisinin vaktinde bana PAIN OF SALVATION ve bunun gibi hayatta sevemeyeceğim şeyleri önermesi gibi sabıkaları olduğundan "he canım", "oldu paşam", "yapma bee" gibi tepkilerle defedip kendimi partinin eğlencesine bıraktım.


















Neyse, ertesi sabah döndüm Antalya'ya, ofisteyken bu Doğu Yücel kişisi "Erdem bak, önceden önerdiğim gruplar gibi değil, valla" diyerek inatla bana bir link yolladı: http://www.myspace.com/volbeat

"Bir iki şarkı dinlesem ölür müyüm, hem Doğu ile dalga geçecek yeni bir şey daha bulmuş olurum zhehehehe" diyerek açtım linki ve ilk şarkıyı dinledim:


Aman Allahım! O da nesi!!!! The Garden's Tale'i peşpeşe 10 kere falan dinledim sanırım. Diğer şarkıları da dinledikten sonra Doğu'ya "ulan haklıymışsın, şahane grupmuş şerefsizim" dedim, o da "ben sana diyorum kesin seversin sen diye" diyince "ulan Pain Of Salvation için de aynısını demiştin" diyerek lafı klavyesine tıkadım ve başta sevgili kankam Burak olmak üzere önüme gelen herkese tanıtmaya başladım grubu. O ana kadar iki albümleri vardı (The Strength/The Sound/The Songs ve Rock the Rebel/Metal the Devil), ikisini de dinledik bol bol. Rock The Rebel'da şu şarkıya kilitlendim:


Muazzam "cool" bir şarkı, sonradan öğrendim ki bu şarkı Johnny Cash'in Folsom Prison Blues şarkısından etkilenilerek yazılmış. Zaten, VOLBEAT'in kurucusu, bestecisi, gitarcısı, solisti olan Michael Poulsen her ortamda Elvis Presley ve Johnny Cash'e duyduğu hayranlığı anlatır durur. (Not: Bahsi geçen Johnny Cash'in hayatını anlatan Walk The Line isimli bir film var, izlemeyen ölsün diyorum, başka da bir şey demiyorum)


Hep böyle bir gruptan veya şarkıcıdan yapılan coverı yazdıktan sonra "lan bunlar hakkında da yazmak farz oldu" diyorum ama harbi Johnny Cash için bişeyler karalamak lazım. Çok büyük bir sanatçı kendisi.

Neyse, ilk albümde de I Only Wanna Be With You vardı ilgimizi çeken ama onun cover olduğunu biliyorduk, zaten cover olduğu 100 km. öteden anlaşılıyordu...

TEDAVİDEN ÖNCE:


TEDAVİDEN SONRA:


VOLBEAT daha ilk albümünde "Bir cover nasıl olur" diye ders veriyor gibi. Şarkıyı kendi besteleriymiş gibi çalmışlar. Bu arada, VOLBEAT'in üyelerinden Michael Poulsen ve Anders Kjølholm önceden DOMINUS isimli bir grupta birlikte çalıyorlardı. Death Metal ile başlayan müzik maceralarını sonradan Thrash, Stoner, Hardcore, Nu Metal karışımı bir tarza soktular ve Godfallos albümlerinden sonra grubu dağıttılar.




Grup dağıldıktan sonra kendini işe güce veren Michael besteler biriktirir ve sonradan eşi dostu toplayıp grubu kurar ve gruba da eski grubunun 1997 yılı albümünün adını verir.























DOMINUS'un dağılması resmen hayırlı olmuş ki VOLBEAT gibi güzel bir grup dinler olduk. Grubu tanır tanımaz hastası olunca o zamanlar yazılar yazdığım YÜXEXES dergisinde yer alması için e-mail yoluyla bir röportaj yaptım. Dergi için yapmış olduğum çeviriyi bulamadığım için direkt orijinalini yayınlıyorum:

What is the story behind the Radio Girl song?

Michael: Just a story about a guy who get possessed by this female voice in the radio, and he tries to find her.


We can see some names like Danny & Lucy, Mr & Mrs Ness in your songs. Are they real or some characters you created for your songs?

Michael: "fire song" is also part of the story. Its just fictive persons with a story i wrote. I got inspred by a very old black and white moovie, don't remember the name of the moovie.

Your music is so new for the metal scene. How do you describe your music except "Elvis Metal"? :)

Michael: for us its just music. we don't try to put any mark/brand on it. we combine so many styles so for us it's just some kind of Rock Nroll with a heavy sound inspired by lots of different music.

What are your influences? And do all the members work on the songs or only you write the music and everyone says ok?

Michael: I write all the songs and lyrics. I listen to almoste every kind of music, so it could be any thing. But i have a big heart for music from the 50's and 60's. And old heavy metal.

In the first album there was a cover version of a Dusty Springfield song. Do you think of making that kind of cover versions in the future? Especially an Elvis song?

Michael: I think there will be more cover songs, we just have to find the good ones. And it could be from any one from the 50's or 60's, or perhaps an newer one.

You are working with Mascot Records. They are mostly known by the virtuoso or AOR releases. How do you feel about your company? And also, do you think you'll be bigger if you work with a major label?

Michael: MASCOT have done a great job for VOLBEAT and still do. We have offers from all the big labels, but that dosnt mean that it could be bigger. Lets see what the furture brings.

What's the story in the video of "The Garden's Tale", who killed the girl?

Michael: the viewer has to find out for them selves;-)

Last month you opened for Metallica in your country? How can you describe the show? Are you satisfied with the show?

Michael: Itwas a big dream coming true, we all have been and still is big METALLICA fans, so it was great that these dudes picked out VOLBEAT to support Metallica. We had a good talk with james and Lars, and had i really good time. The show was good and we had great support.

Do you have anything to say to Turkish metalheads? (sorry for this cliche question!)

Michael: hope to see some of you guys out there for some VOLBEAT rockNroll, thanx.

Bu röportajı yapmamda yardımcı olan dünyanın en çılgın kadını Zerrin Hasan'a teşekkürü bir borç biliyorum.

Ardından 2008 yılında bir çok fana göre olmasa da bana göre en iyi albümleri olan GUITAR GANGSTERS & CADILLAC BLOOD'ı yayınladılar.


Biraz aceleye gelmiş bir albüm havasında olmasına rağmen We olsun, Still Counting olsun birbirinden leziz şarkıların olduğu albümde yine leziz bir cover bulunmakta:

TEDAVİDEN ÖNCE:


TEDAVİDEN SONRA:


Beylerimiz en son Danimarkalı boksör Mikkel Kessler için A Warrior's Call isimli bir şarkı yazdılar ve websitelerinde beleşe indirtiyorlar. Ayrıca Eylül 2010'da çıkarmayı planladıkları albümleri Beyond Hell/Above Heaven üzerinde çalışıyorlar.

ve tabi ki Haziran ayında SONISPHERE Festivali için İstanbul'dalar!!! Bundan daha güzel ne olabilir? Anıra anıra bütün şarkıları söyleyeceğim orada!


Not: Johnny Cash'i o kadar andık da şu videoyu izlemeden olmaz:





Bookmark and Share

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder