29 Nisan 2010 Perşembe

İçimi Kararttınız



UYARI: Bu yazıda foto ve video yok. Ona göre!

27 Nisan gecesi MAKİNE ile birlikte Edirne'deydim. Keyifli bir konser verdiler, NITRO gitaristi Emre'nin açtığı Veterinerlik Muayenehanesini (isim babası benim!) ziyaret ettim, Edirne'nin ciğerini yedim, hastasıyım!

Neyse, ertesi gün de İstanbul'a döndük ve direkt Dream TV binasına gittik. Zira, MAKİNE o gece Yüxexes'te çalacaktı. Gittik efendim, bizi güzel ağırladılar sağolsun, keyifli bir program da oldu. Tur menajerleriyim diye söylemiyorum, MAKİNE programda kelimenin tam anlamıyla farkını konuşturdu. Enstrümanlarına, imajına bu kadar özen gösteren ve bu kadar uyumlu çalan çok az grup var bu ülkede malesef.

Program çıkışı Güven Erkin Erkal ile biraz takılalım dedik, gruptan önce ayrıldık binadan. Zaten bu yazıyı yazmaya da Güven ile olan yolculuğumuzda karar verdim. Yolun başında üç beş geyikten sonra, Güven bana "Son dönem Türk gruplarını hiç dinledin mi" dedi. Ben de kendi yağıyla kavrulan, piyasaya oynamayanlar hericinde çok fazla takipte olmadığımı söyledim.

Bunun üzerine Güven bir CD çıkardı ve "yolda dinlemek için hazırladığım bir CD bu, içinde yeni eski bir kaç grubun yeni albümlerinin çıkış şarkıları, klip şarkıları falan var" dedi. "Koy da neşemizi bulalım" dedim. Demez olaydım! Hatırladığım kadarıyla CD'nin içinde 110, Piiz, TNK, Gripin, Emre Aydın, Feridun Düzağaç, Keti, Multitap gibi grupların ve müzisyenlerin yeni şarkıları vardı.

Bir ara boğaz köprüsünün üstünde Güven'in kolunu tutup "durdur şu arabayı, atacağım kendimi köprüden aşağı" dedim. Çünkü, çalan şarkılar resmen içimi kararttı, yaşama sevincimi yok etti! Multitap haricindekilerin şarkılarının hepsi slow, ballad, depresif, artık ne derseniz diyin İÇ KARATICI şarkılardı! Hadi, 110'u da çıkarıyorum listeden, zira bu şarkı grubun yeni albümünden ikinci klip. İlk klip şarkıları yine canlı bir şarkıydı.

Peki geriye kalan gruplar? Niye hepsi de düşük tempo şarkılarla çıkmaya çalışıyor? Halbuki Mayıs geldi, yani yaz geldi. İnsanlar kıpır kıpır olacak, artık erkekler için şort, kızlar için de askılı bluz dönemi başlıyor! Kim ne yapsın slow şarkıyı? Yaz tatiline uygun canlı, hareketli şarkılar yapamıyor mu bu gençler? Devir sıcak yaz gecelerinde hoplatıp zıplatacak şarkıların dönemi. Battaniye altında sevgiliyle oynaşmak için fon müziği olacak şarkı yayınlamanın ne alemi var?

Herşeyi geçtim, insanları ağlatma sevdasından ne zaman vazgeçeceksiniz?

Not: Köprü üstündeyken şarkıları çalınca intihardan vazgeçmeme neden olan Multitap grubuna da teşekkürü bir borç bilirim.



Bookmark and Share

24 Nisan 2010 Cumartesi

INFERNAL LOVE - Nerede kalmıştık?



Therapy? ile en çok kavga ettiğim albüm budur dostlar! Çok pis kapışırız bu albümle, bir küser bir barışırız çünkü muazzam sorunlu bir albümdür. Çünkü, Troublegum sonrasında yine punk, metal, deneysel, pop tandanslı bir albüm beklerken karşımıza bu çıktı! Bir grubun 1 sene içerisinde muazzam bir sound değişikliği yapmış olması yadırganmayacak bir şey değil. Sonuçta Troublegum ile resmen metalcileri bile avuç içine almışken bu indie, post punk hatta yeri geldi mi hard rock etkili albüm niye? O yüzden de bazı dönemler inkar ederim bu albümü, dinlemem bile; bazı dönemler ise bütün gün başka bir şey dinlemem. Sanırım şu an o günlerin başındayım ki bu yazıyı yazmaya karar verdim.

















(Parayla satılmayan bir Infernal Love promosu, değeri parayla pulla ölçülmez)

Şimdi biraz Quentin Tarantino'luk yapıp (Biraz önce Inglorious Basterds'ın en sevdiğim sahnelerini seyrettim, kusura bakmayın, hastasıyım Hans Landa'nın!) filmin başını kıçını biraz karıştırayım.

Troublegum albümünün büyük başarısı, grubun radio friendly şarkılar yapması, MTV'de kliplerin paso dönüyor olması plak firması A&M'i gazlar. Bu arada, hiç unutmuyorum sene 1991'di galiba, A&M Türkiye'de Topkapı Müzik ile anlaşmıştı, artık albümleri direkt burada da yayınlanacaktı, bir dergide reklam vermişler, kocaman A&M yazıyordu, Artık Türkiye'de falan yazıyordu ama altına da eklemişler: "A ve M diye okunur" Adamlar haklı bence, koskoca Götzen'in adını değiştirmiş millet, A&M'e neler yapardı kimbilir?

Neyse, A&M gelmiş gaza, bu adamlarda iş var diyip para musluklarını açmış. Real World'de kaydedin bu albümü demişler. Therapy?'ler de "ya bizim Chris'in Church stüdyoları var, orası daha güzel. hem daha ucuz" demişler ama firma real world diye kasınca "e peki" demişler. "Albüm fotoğraflarını Anton Corbijn çeksin, 10 sene sonra Ian Curtis'in hayatını anlatan film çekecek, siz de sebeplenirsiniz" demiş firma, bunlar da "ne lüzumu var o kadar masrafın? bizim Michael'in teyzeoğlu var, o çeksin" demişler. Kabul ettirememişler. Anton abi çekmiş bunları Barcelona sokaklarında. Bir de Belfast - Barcelona uçaklarını ekleyin, masrafa bak! Bunun benzeri daha bir sürü mevzu, bu albüm beklenenden daha maliyetli olmuş. Fakat satışları Troublegum ile neredeyse aynı olunca firma zarar etmiş, suçu da bizim gençlere atmışlar! Allah'ın sopası yok, böyle terbiyesizlik yapan firma 1998'de iflas etti. Etti de yine bizimkilerin kıçında patladı (bkz. Lonely, Cryin' Only) bu iflas!

















Efendim, albümümüz grubun ilk dönem eserlerini andıran, sağı solu belli olmayan, nerede ineceği nerede duracağı anlaşılamayan, adamı sara nöbetine sokan Epilepsy ile başlıyor. Hep düşünürüm, şu şarkı Troublegum albümünde olsaydı, sanırım Death Metal gibi bir soundu olurdu. Ama bu albümde olunca anca My Bloody Valentine gibi gürültü çıkarabilmişler.


"Mutlu İnsanların Hikayesi Olmaz" Mutlu insan dediğin yaşar, takılır. Anlatmaya ihtiyaç duymaz. İlginç bir yaklaşım. Mutsuz mu oluyorum ben? Galiba :(

Albümden çıkan ilk single'dır kendileri. İlk dinlediğimde "destur bismillah! bu nasıl Therapy??" diye sormuştum kendime ki bir sonraki şarkıda "çüşşşşşşşşşş" demiştim.


Bu albümde şarkı aralarındaki müzik, ses, efekt gibi şeylerden sorumlu olan David Holmes'un hazırladığı bir piyano girişi ile başlayan şarkı o ana kadar T?'den dinlediğim en depresif şarkıydı. Çok da şekil sözleri vardr hani:

I thought of you tonight, through blank and starving eyes
In this one moment of clarity, blink the darkness in my eyes
Your lips like bruised vulva, your ass like Jesus feet
Worth kissing, give yourself to me

(Orijinali değil bu, Diane single'ı için yapılan akustik versiyonu)

Andy'nin Thomas Hardy'nin Jude The Obscure romanından etkilenerek yazdığı bu şarkı artık albümde yeteri gürültü olmayacağını kabullendiğimiz bir şarkı oluyor. Bu arada ilginçtir, bu albümden bir yıl sonra vizyona giren Jude filmi de bu romanın filmidir.


Demin ne demiştim A Moment Of Clarity için? "o ana kadar T?'den dinlediğim en depresif şarkı", niye en başa "o ana" diye bir ibare koydum? Zira, Bowels Of Love depresiflik konusunda A Moment'i dağa kaldırır, geri getirmez. Albümün en pis şarkısıdır. Yakaladı mı affetmez ayrıca bana göre Andy'nin yazdığı en güzel şiirdir. Şiir diyorum, çünkü bu şarkının sözleri bence normal bir şarkı sözü değil, bildiğin şiirdir.

Yeah, you took me, naive and ugly, into your festering heart
And you poured Eros' maggots down my throat, until I choked

There's nothing darker than love that's gone sour
Satan's spit, love that's gone sour

Yeah, you took me, naive and ugly, into your festering heart
And you rammed Eros' maggots down my throat, until I choked

There's nothing darker than love that's gone sour, Satan's spit
Nothing darker than love that's gone sour, Satan's spit

Out of the bowels of love

Hele şükür, bir punky şarkı! İşte sahalarımızda görmek istediğimiz Therapy?. En güzel yanı da kaymak gibi bir şarkıdır, akar gider, hiç yormaz adamı.

(Plak firman parayı yatırınca böyle maymunluklar da yapmak zorunda kalıyorsun)

Dürüst konuşacağım, 15 yıldır niye böyle bir şarkı yaptıklarını anlayabilmiş değilim! Hatta sözlerini ezbere bilmediğim sayılı T? şarkısından biri diyebilirim!


Troublegum turnesinde yazılmış bir şarkıdır bu Me vs. You. Andy yaratıcılıktan en uzak olduğu bir dönemde yazmış olmalı ki bu kadar kötü bir isim bulmuş! Hoş, Troublegum turnesinin son konserlerinde bu şarkıyı çalmışlar ama Andy şarkı ismini "New Song Fuck" olarak duyurmuş. O yüzden de Iron Man bootleg CD'sinde bu şekilde geçer bu şarkı. Sözleri de bence terkedilmiş bir aşığın kolayca aklına gelebilecek düzeyde:

I just came to get my things
I'm not drunk or anything
I saw a light on in your house
Undo the chain and let me in, I want to talk

Buna rağmen, derdini direkt anlatıyor oluşu çok etkileyicidir bence.

Troublegum albümünde olduğu gibi burada da son üç şarkıyı albümün genelinden uzak tutabiliriz! Ne var şu son 3 şarkı olayında, anlamadım gitti!


Bu videonun başındaki efektler albümde Diane'in başında yer almakta diyerek giriş yapalım. Tamamen dipte, tamamen karamsar, bir Feridun Düzağaç albümü kıvamında giden albümde bir anda bu coşkulu şarkıyı duyunca insan yönünü şaşırıyor.

I don't care where you're from, whatever planet you think you're on
'Cos you're my space cadet, I'll go anywhere with you, yeah
Maybe you're still lonely, but I love you, you're my best friend
We look like sister and brother, according to all our friends

WIZ tarafından çekilen çok fantastik bir klibe sahiptir, seyretmesi çok zevklidir. Klipte oynayan ablayı daha sonra Diane klibinde de görebiliriz. Bir de klipte Elvis figürü yer alıyor olması da Andy'nin Elvis takıntısına güzel bir gönderme olmuş. Kıpss!


Bu şarkı yüzünden çok kavga ettim. Hangi ortamda Therapy? hakkında konuşulsa "yaa onların Diane diye bi şarkısı var, çok güzel bi şarkı ya, çok romantik" falan diyen olanda yapıştırırım cevaplarımı:

1. Bu şarkı Therapy?'nin değil Hüsker Dü'nin şarkısı. Therapy? coverladı.


2. Bu şarkı romantik falan değil, Diane Edwards isimli bir garsonun Joseph Ture isimli şahıs tarafından öldürülüşünü anlatıyor. Kesmek, biçmek, tecavüz etmek falan var şarkı sözlerinde, nasıl romantik olsun?

Hey little girl, wanna go for a ride?
There's room and my wagon is parked right outside
We can cruise down Robert Street all night long
But I think I'll just rape you and kill you instead


Ne demiştim bu albüm için? Depresifin önde gideni, bir F.D. albümü gibi demiştim. Bütün albüm dipte derinde gezerken en son şarkıda Andy patlatıyor bombayı: Hatırlamam gereken bir şey var, tünelin ucunda ışık var! İşin ilginci Therapy?'nin ilk demosunun adı da 30 Seconds of Silence'tır! "I'm not Elvis but I'm alright" dizesi ile Andy'nin Elvis takıntısını görürüz yine. (Diğer örnekleri için T? konserlerinde Andy'nin "Thank you very much" diyişlerine ve Evil Elvis şarkısına bakabilirsiniz)

Bu albümde en sevdiğim şarkı olduğundan bir de akustik versiyonunu paylaşayım sizlerle:


Ve bu şekilde albüm biter, en son şarkıda "tünelin ucunda ışık var" dediğine göre geleceğe umutla bakarız di mi? Bakalım, Therapy?'nin umutla baktığı gelecekte neler olmuş. Çok uzak değil, Infernal Love sonrası olanlar:

- Andy'nin uyuşturucu kullanımı onu artık sıkıntıya sokmaktadır, o yüzden tedaviye başlar.

- Grup Nurse albümünden beri yollardadır. (Troublegum albümü Nurse turnesi sonrası tatil zamanında kaydedilmiştir. Fyfe ve Michael davul - bas kayıtlarını iki günde yapıp kaçmıştır, geri kalan kayıtlarda gruptan sadece Andy vardır) Infernal Love çıktıktan sonra da grup turlara, festivallere devam etmektedir. Albümün çıktığı Haziran 1995'ten 6 ay gibi kısa bir süre sonra 1996 Ocak ayının başlarında Andy'nin telefonu çalar, arayan Fyfe'tır ve haberler iyi değildir. Therapy? soundunun en büyük sorumlularından, deli davulcu Fyfe Ewing artık gruba devam edemeyeceğini söyler ve istifa eder!

Bu kaos sırasında iyi inyetli ama özelliksiz bir davulcu olan Graham Hopkins girer gruba turneler, konserler devam eder (hatta 1997 Ekim'inde beylerimiz Ankara ve İstanbul'a da teşrif ederler) ve bir sonraki albüm anca 1998'de çıkar.

















(1997 yılından güzel bir hatıra)

Belki de bu uğursuzluğu yüzünden bir küsüp bir barışıyorum bu albümle. Ama diyeceğim şudur ki, evet şu an Therapy?'de Neil Cooper diye çok iyi bir davulcu var ama ben Fyfe Ewing'i istiyorum. Nokta!


Bookmark and Share

22 Nisan 2010 Perşembe

Son Anket Sonuçları ve Beraberinde Getirdikleri



Efenim hatırlarsınız Balkonlu Ev mi? Göbeksiz Erkek mi? anketinin sonuçlarına göre blogumu genç bayanlar okusun diye yapmam gerekeni yazmıştım. Bunun üzerine blogda kimlere yer vermeliyim diye bir anket yaptım. Anketim sonuçlandı, yalnız bu kez rekor katılım söz konusu: 134!! Bildiğiniz 134, hani yüz otuz dört diye okunan!!!



















Ya, böyle apışıp kalırsınız! okunuyor olm benim blog! Günceli de takip ediyorum, kadınların gözüne de hitap ediyorum. Daha doğrusu rahmetli Pete Steele kadınların gözüne hitap ediyordu, ama olsun, ben de sebeplenirim bundan.

Şimdi bu anketin sonuçlarından çıkarımlarımızı yapalım:

Guns'n'Roses 43 oy (32%)

Şimdi bu Guns'n and Roses arkadaşlarımız seçim sistemindeki dengesizlikten iyi faydalanmış, aldığı oya göre mecliste fazla sandalye kapmış olabilirler ama napalım, demokrasinin kusurları bunlar. hor görmemek lazım. Onlar da bu vatanın evladı. Şunu demek istiyorum, olm ben sevmiyorum bu grubu! İnadına mı oy verdiniz lan bunlara??? Yok lan, öleceğimi bilsem yazmam burda! Videosunu bile koymam! Zaten bu grubun dinleyicisi olan kızlarla da flört etmem.



















Radiohead 16 oy (11%)

Bu radyo kafa arkadaşların eski eserleriyle sevişirdim de OK Computer ile nasıl gaz verdilerse, coştukça coştular zibidiler. Bazı dergilerde "Yüzyılın albümü" dediler ulan. Edep yahu! Dark Side Of The Moon var, Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band var, London Calling var, A acayipsin var di mi efenim? Anlaşıldı Bilgisayar'a gelene kadar tonlarca albüm var. E, ne oldu? Abiler bu gazı aldı, abarttılar deneysellikleri. Utanmasalar albüm niyetine Cam Deney Tüpü, Eküvyon Çubuğu falan verecekler! Laborant oldular başımıza! Üzgünüm, bunları da pek yayınlayamam bu blogda. Ama bunu veriyorum, dahasını istemeyin:

















Daha ben napayım! Bütün Street Spirit videoları embed olayına kapatılmış! Şansınıza küsün! Ayrıca, karamsar, içine kapanık manita istemem ben!


Anathema 15 oy (11%)

Bu arkadaşlarla ilgili bir anekdot anlatayım, lafı uzatmadan. Therapy?'nin forumunda en son gittiğiniz konser başlığı var. Orada bir İngiliz arkadaş yazmış "geçen cumartesi Anathema" diye. Sordum "birader, neredeydi konser, kalabalık mıydı?", bu da "ufak bir kulüpteydi, içeride 90-100 kişi vardı yoktu" diyince, "lan bunlar burda 2-3bin kişiye çalıyor" dedim. Ne cevap verse beğenirsiniz? "Doğrudur, çünkü konserde 3 Türk'le tanıştım!"

Başka sorum yok, tanık sizindir...


Placebo 6 oy (4%)

Bak bu oy beni şaşırttı! Zira daha fazla oy bekliyordum ama kazın ayağı öyle değilmiş! (Nasıl bir deyim lan bu! Kazın ayağı hakkında kim iddiada bulunmuş ki, gerçeğin farklı olduğu ortaya çıkmış? Hey allahım!) Ne diyordum? Hah, Placebo daha fazla oy almıştır diye bekliyordum ama demek ki artık eşcinsellik fazla prim yapmıyormuş. Halbuki daha dün bu konuyla ilgili bir muhabbet yaşadım. Şöyle ki, dünyanın en gereksiz gruplarından biri olan Sugar Ray'in solistinin bir davetten pozunu gördüm yanında Paris Hilton'la:


















Dikkat ederseniz zibidinin üstünde ismi öksürük efekti gibi olan Gorgoroth tişörtü var. Böyle bir adamın üzerinde ne işi var lan bu tişörtün diyerek Kırmızı Sekiz ekibinden Faster'a yolladım. Gelen cevap "işin içine eşcinsellik girince popüler kültürün bir parçası oluyorsun". Gorgoroth'un ismi emir kipi gibi olan solisti Gaahl (adamın adını her duyduğumda sonuna "Buraya" eklemek geliyor içimden. Gaahl buraya, gaahl) eşcinsel olduğunu açıklamıştı yakın zamanda. Üzüldüm tabi Placebo'nun aldığı oya, halbuki ilk albümleri, teheyy ne albümdür be! Ayrıca dinleyicilerinin de fantezilerinin çok geniş yelpazede olduğunu düşünmüşümdür hep.



Aerosmith 11 oy (8%)

Dünya Rockın ve Rol tarihinde kendini bu kadar madara eden grup azdır heralde. 2009'un son bir ayını Steven Tyler ayrıldı gruptan diyerek geçirdiler. Her yerde tutarsız açıklamalar yaptılar, sonra da websitelerinde yeni turne programını bir video ile sundular. En çok da Steven konuştu! Daha ne diyeyim! Koskoca Aerosmith, reklam için böyle maymunluklar yapacak bir grup muydu? Yok size video mideo! Böyle abuk subuk işler çeviren grubun dinleyicisi de nazlı olur, gösterir de vermez, uğraşamam.


HIM 3 oy (2%)

Tehlike çanları çalıyor!!! Koskoca HIM 3 oy alıyor! Bu ne demek biliyor musunuz sevgili okurlarım? Bu blogu 20 yaşın üstünde insanlar takip ediyor! Genç nesil, çıtır diye tabir ettiğimiz türden bayanlar okumuyor!!! İşte buna bir çözüm bulmak lazım!


Nitro 40 oy (29%)

Bu kadar sevdiğinizi bilseydim, daha üstüne düşerdim bu grubun. Uzun süre ara verdik, işler güçler yüzünden ama artık geri dönme vakti değil mi? Bana bakın, 21 Mayıs'ta vereceğimiz konserde yoklama yapacağım, bu 39 kişi (1 oy ben verdim de) orada mı diye. Siz oy verdim de kurtuldum sanıyorsunuz ama yok öyle şey hepinizin isimleri elimde!




















O kadar da güzel, sanat içerikli afiş yaptık, gelmezseniz ayıp olur bak! Hadi bu sayfayı terk etmeden önce güzel dostum (sizden güzel olmasın) Mata Leao'nun çektiği şu pırıl pırıl videoyu bir izleyin de nostalji olsun. Sene 2007....




Bookmark and Share

17 Nisan 2010 Cumartesi

Hit Şarkı Önerileri



Geçtiğimiz hafta One Hit Wonder olayına el atmıştık sevgili okurlar... ne attık ulan? Attım, ben attım! Uyuz oluyorum şu çoğul birinci şahıs şeklinde konuşanlara!

Geçtiğimiz hafta One Hit Wonder olayına el attım sevgili okurlar. Bu hafta da hit olması gereken veya hit olamamış bazı şarkılara değinip, tanıtmaya çalışacağım.


GREEN LIZARD - Turn Around

Bu gençleri ta 2000 yılında İsviçre'de izlemiştim. The Gathering'in ön grubuydular. Post grunge falan tarzı bişeydi. Zaten oldum olası postlu olayları sevmem, sanki "bu tür popülerken yetişemedik aga" der gibi olurlar. Neyse, çaldılar çaldılar, arada The Police'ten Wrapped Around Your Finger çaldılar, güzel bir yorumla. Konserin sonunda aha bu şarkıyı çaldılar. Vurucu, güçlü bir şarkı, çok hoşuma gitti. Düzenleme falan leziz. Hatta albüm Hollanda Sony'den çıkmış ama gel gör ki hiç doğru düzgün pazarlanmadı. Halbuki 2000 yılında iş yapabilirdi diye düşünüyorum. Yazık oldu yarınlara.





SOUNDTRACK OF OUR LIVES - Nevermore

Tamam, herifler çirkin, hatta tipsizlikten en aşağı 6 yıl yerler, ona bir şey demiyorum. Ama bu şarkı da hit olmalıydı be aga! İsveçli adamlar (bakın, gençler demiyorum), 2001'de yayınladıklar Behind The Music albümünden çıkan bir şarkı bu. O Behind The Music ki 2003 Grammy ödüllerinde En İyi Alternative Albüm adayı olarak gösterildi. Ama gel gör ki bu şarkı, single olarak yayınlanmasına rağmen listelere dahi giremedi! Neyini beğenemediniz ki?





PURESSENCE - It Doesn't Matter Anymore

Biliyorum, bu heriflerin en güzel şarkısı bu değil ama hit olma potansiyeline sahip, radio friendly bir şarkı olduğu için bunu seçtim. Objektif değil de subjektif bir yazı yazsaydım kendi adlarını taşıyan ilk albümlerindeki bütün şarkıları seçerdim şerefsizim! Hayır, bu şarkı yayınlandığında yıl 1998'di! Manic Street Preachers'ın Meat Loaf şarkıları gibi uzun isimli şarkıları falan tutuyordu, bu niye tutmadı? Anlamam ki! Zaten, kendileri kesinlikle Britanya'nın en underrated grubudur. Eğer, Britanya'dan ne çıkarsa dinlerim aga diyenlerdenseniz, bu adamların ilk albümü başta olmak üzere bütün albümlerini dinleyin. Filmin sonunu söylemek doğru değil ama ilk albümün sonundaki India isimli şarkı süründürür, ona göre!





JIMMY EAT WORLD - Pain

Aslında bu şarkı ABD'de Modern Rock listelerinde 1 numaraya kadar çıktı. Ama Avrupa'da, Türkiye'de pek ses getirmedi. Halbuki bir önceki albümleri (Bleed American, en sevdiğim albümler listesinde yeri sağlamdır) ve o albümden çıkan şarkılar hit olmuştu, hatta The Middle baya bildiğin hit şarkı olmuştu. Ama işte hemen unuttuk bu güzelim grubu.





CASEY JONES REACTION - Marie Celeste

Bunun hit olmaması, tanınmamış olması çok doğal, çünkü bu aslında THERAPY?'nin gitar/vokali Andy Cairns ile eski gitar/çellocusu Martin McCarrick'in vaktinde evde kaydettikleri şarkılardan biri bu. Casey Jones'un hayatından etkilenerek grubun adını Casey Jones Reaction koymuşlar. Bu şarkıda da Marie Celeste gemisi olayını yalnızlık konusu ile birleştirmişler. Andy'nin ne kadar genel kültür sahibi olduğunu gördüğümüz bir şarkı daha! Hit olmaması için herşey yapılmış!





THERAPY? - Lonely, Cryin' Only

Bu şarkının neden hit olmadığını çok iyi biliyorum aslında! Bu şarkı grubun A&M firmasıyla yayınladığı son albüm Semi-Detached'den çıkan ikinci ve son single. Çünkü, bu single yayınlandıktan kısa bir süre sonra firma iflas etti ve bu klip doğru düzgün yayınlanamadı bile. Hatta, o dönem THERAPY? firma desteği olmadığı için turnenin bazı ayaklarında ceplerinden masraf etmişler. Güle güle güzel günler :(




TUPELO - Can't Figure It Out

Bu gençleri Dublin'de Phil Lynott'u anma gecesinde izledim sevgili dostlar. Phil Lynott ve Thin Lizzy şarkıları çalarken arada bir de bu şarkıyı çaldılar. Çok keyifli, eğlenceli bir şarkı. Tam Radyo Eksen'lik diye düşündüm. Memlekete dönünce myspace üzerinden kontağa bile geçtim, bakarsın tutarlar, getiririz ülkeye, fena mı olur :) Dinleyin, beğenirseniz eşe dosta da dinletin. Websitelerine üye olunca 3-5 mp3 indirtiyorlar beleşe.




Bookmark and Share

15 Nisan 2010 Perşembe

Dağ gibi adam gitti!





























CARNIVORE ve TYPE 0 NEGATIVE gibi iki kült ötesi grubun basçısı ve solisti, karizma denince akla ilk gelen müzisyenlerden, asık suratının arkasında her zaman bir piçlik yatan, yaşlı - genç her kadının sevgilisi Peter Steele kalp krizi sonrası bu dünyayı terk-i diyar eylemiş.

Başta Retaliation ve Bloody Kisses olmak üzere grupları ile yayınladığı albümler her zaman aklımızda olacak.

Nur içinde yatsın.





Bu arada, grubum NITRO ile BARIŞAROCK 2007'de sahne alırken CARNIVORE'un Retaliation albümünün introsu olan Jack Daniels & Pizza isimli sanat eserini intro olarak kullanmıştık. Bundan sonraki bir kaç konserde de bunu kullanıp hatırasına saygımızı göstermeliyiz diye düşünüyorum.

Bahsi geçen sanat eserinin CARNIVORE versiyonu:




Bookmark and Share

14 Nisan 2010 Çarşamba

80 Diye Bir Rakamın Olmadığı Dille Yapılan Müzik



Fransızca'dan nefret ederim. 80 (seksen) diye bir rakamı olmayan bir dil! Seksen için quatre-vingts yani dört-yirmi diyorlar! Haliyle 90 (doksan) da diyemiyorlar yerine quatre-vingt dix yani dört-yirmi on diyorlar. susam sokağındaki gibi!

Hal böyle olunca sevebildiğim Fransızca şarkıların sayısı bir elin parmakları kadar oluyor. Ulan onu da bir araştırayım, belki 5 (beş) için de les doigts d'une main yani bir elin parmakları diyorlardır!


Şimdi yukarıda videosunu koyduğum grup Fransa'dan Indochine. New Wave ile Rock karışımı bir müzik icra ediyorlar, 1981'de kurulmuşlar, yukarıda videosunu yayınladığım şarkı da bu insanların ilk single'ı ve bugüne kadarki en büyük hiti olan L'Aventurier. Konserlerinin en can alıcı anları falan hep bu şarkıda oluyormuş ama grubu tanıtmaya falan girmeyeceğim, sadece şu videoyu bir izleyin. Grubun 2005 yılında çıkardığı Alice & June albümünün turnesinde çekilen DVD'de yer alan L'Aventurier konser performansı:


Hem konu Indochine gibi çok fazla bilmediğim ve meraklısı olmadığım bir grup olduğu hem de Fransızca gibi hiç ama hiç ilgimi çekmeyen bir dilde söyledikleri için bu yazım biraz kısa olacak benim canımdan çok sevdiğim takipçilerim. Niye bu grubu ve videoyu yayınladım:

Son dönemlerde ülkenin önde gelen bazı grup ve şarkıcıları için "abi herif sahnede muhteşem", "XXXXXX geçen konserinde yine şov yaptı", "grup ortalığı dağıttı" gibi cümleler kuruluyor. O konserlerin bir kısmını ben de izliyorum, videolarını izliyorum da "ulan aynı adamdan bahsetmiyoruz galiba" diyorum içimden. Bu videoyu da özellikle koydum ki buraya bundan sonra yakınlarımdaki kimse memleket gruplarından birini izledikten sonra bu videodakine benzer görüntüler görmediği sürece "muhteşem konserdi", "yıktı geçti" demesin. Eğer onlar muhteşemse, bu yukarıdaki konser videosu ne? Star Wars mu? Trainspotting mi?

Sonuçta Indochine de Fransızca müzik yaptığı için lokal bir grup tadında bir grup. Ulaşabileceği kitle belli. Ama salonda herkes kıpır kıpır, muhteşem bir prodüksiyon, ışıklar şıkır şıkır, grubun performans da leziz. Bunlar niye benim güzel ülkemde olmuyor? Çok mu yalnız bu ülke?

Not 1: Bu yazımda büyük konserler veren, albümleri satan ve en azından konser ücreti olarak iki rakamlı ücret talep eden grupları eleştirmek istedim. Yoksa, kendi yağında kavrulan, düşük ücretlerle sanhne alan ve buna rağmen kalitesini düşürmeyen grupları tenzih ederim.

Not 2: Bu konser videosundaki solist Nicolas video çekildiğinde 48 yaşındaymış! Şimdi de 51.

Not 3: Tee seneler önce Fransızca'da 80 ve 90 rakamlarının olmadığına beni uyandırmak suretiyle genel kültürüme katkılarda bulunan sevgili dostum Ekin Alkan'a huzurlarınızda teşekkürü bir borç bilirim.

Bu da cilası olsun:





Bookmark and Share