18 Şubat 2010 Perşembe

CARDIGANS Röportajı (13.05.2006)




13 Mayıs 2006'da İstanbul'a konsere gelmişlerdi, sabah röportaja gittim de akşam konsere gitmedim. Çok saçma di mi? Neyse, basın toplantısından sonra kısa bir röportaj yapmıştım, YÜXEXES Dergisi'nde yayınlanmıştı. Aradan neredeyse 4 yıl geçmiş, bir de buradan yayınlayayım da blog kalabalık gözüksün :)

Life albümünüz ilk yayınlandığında Avrupa’da popüler olan müzik Brit Pop’tu. Life’ı yayınladığınızda Brit Pop’un egemenliğinde olan müzik piyasasında bir başarı elde edeceğinizi umuyor muydunuz?

Peter: 1995 yılında çıkmıştı. Ve sadece 3 yıldır birlikte müzik yapıyorduk. Albüm çıktığı sırada hiçbir beklentimiz yoktu, çok ilgi çekici bir müzik yaptığımızı sanmıyorduk.

Bir dedikoduya göre bir hard rock grubu olarak başlamışsınız, sonradan tarzınızı değiştirmişsiniz?

Nina: Bu sadece bir dedikodu. Biz hiç bir zaman hard rock çalmadık. Daha önceki gruplarımızda bu tarz denemeler olduydu ama Cardigans olarak hiç hard rock çalmadık. Magnus ve ben Cardigans’ı kurmadan önce hard rock gruplarıyla takıldık ama Cardigans’taki diğer arkadaşlar çok fazla bu türe yatkın olmadığı için hiç kalkışmadık.

Cardigans’ın ilk albümlerinde müzik tarzınız daha çok “easy listening” diyebileceğimiz sade, huzurlu ve biraz eğlenceli bir müzikti. Daha sonraları biraz daha karamsar bir yapıya bürünmüş olsa da son albümde tekrar bir canlılık söz konusu. Grubu bu yolculuğa sokan neydi?

Nina: İlk albümlerimizin geneline bakınca, yaptığımız müzik tam olarak sevdiğimiz bir müzik değildi. Üçüncü albümümüzü yaparken “hey, napıyoruz biz” gibi konuşuyorduk. Yapmak istediğimiz müzik karanlık veya çok aydınlık olmamalıydı. Gerçek şeylerden bahsetmek istiyorduk. Film müziği yapmak istemiyorduk. Bu yüzden biraz değişmeye karar verdik. Ama son albüme gelince bir öncekine oranla biraz daha aydınlık olmasını istedik tabi ki. Melankoli ile eğlencenin dozajını iyi ayarladığımıza inanıyoruz.

Video kliplerinizde de hep bir eğlence havası var. Özellikle “My Favorite Game”, 4 veya 5 ayrı sonu vardı klibin ve klibi izlerken Nina’nın kolundaki dövmenin izinin arabanın koltuğuna geçtiğini görebiliyoruz. Çekimler sırasında bundan haberdar mıydınız?

Nina: Bu çok komik birşey. Çekimler sırasında durumu fark ettik. Ama, nasılsa kimse fark etmez diye düşündük. Ama bir baktık ki herkes bunu konuşuyor! Ama işin en ilginç yanı, gören herkes sadece kendisinin fark etitğini sanıyor!

Çekimlerden sonra mı fark ettiniz?

Nina: Yok, çekimler sırasında herşey ortadaydı. Hatta, ben gösterdim yönetmene “bak dövme izi çıktı koltukta” diye, o da “boşver, kimse fark etmez” dedi! Herkes fark etmiş!

Basın toplantısı sırasında İsveç’teki müzik piyasası hakkında konuşurken Entombed’den bahsettiniz. İsveç metal piyasası hakkındaki fikirlerinizi öğrenmek isterim.

Peter: Çok dikkatli takip ettiğim bir piyasa değil artık ama Entombed’in en sevdiğim gruplardan biri olduğunu söyleyebilirim. Özellikle Wolverine Blues albümlerini çok severim. Ama, Nick ayrılıp The Hellacopters’ı kurduğundan beri çok takip edemiyorum. Şu sıralar İsveç’in en ünlü metal gruplarından biri olan In Flames’in çok iyi bir grup olduğunu söyleyebilirim ama benim sevdiğim gruplar arasında değil. Ama yine de belirtmem gerekir, İsveç’te yapılan müzik çeşitlerinin çokluğu gerçekten çok ilginç. İsveç kadar küçük veya az nüfuslu ülkelere kıyaslandığında piyasa çok daha gelişmiş ve çeşitlilik içeriyor. Örneğin, İzlandalı gruplara baktığınızda gruplar birbirine çok yakın müzikler yaparken İsveç’e baktığınızda biz varız, Entombed var, The Hives var, ABBA vardı!

Yakın zamanda bir film müziği yaptınız, hatta içinde White Stripes coveri da var.

Nina: Bir Finlandiya filmi için müzik yaptım. Film Fince olduğu için uluslar arası yayınlanır mı bilemem.

Bu filmin müziğini Nathan Larson ile yapmışsınız. Hatta, Cardigans’ın son dönem bazı şarkısözlerinde de adına rastlıyoruz. Kimdir kendisi?

Nina: Kocam!

Sözleri yazmadan önce mi evlendiniz? Yoksa sözleri yazdıktan sonra mı?

Nina: Uzun süredir beraberiz zaten. Son iki albümde sözleri yazarken onun da yardımına başvurdum. Tanıştığımızda zaten Cardigans vardı. O yüzden ilişkimizin bir parçası oldu Cardigans.

Basın toplantısı sırasında kendi aranızda fısır fısır konuşuyordunuz. Ne konuşuyordunuz kuzum?

Nina: Kendi aramızda şakalar yapıyorduk, espriler yapıyorduk.

Bizim hakkımızda mı?

Nina: Hayır!!!

Magnus birşeyler yazıyordu galiba? Ne yazıyordu?

Nina: Yok, o resim çizer hep. Basın toplantısındakilerin resimleridir sanırım.

Beni de çizmiş midir?

Nina: Kesinlikle!!!

Röportaj için teşekkürler.


Yazarın notu: Kısa diye küfretmeyin, hem vakit yoktu, hem de çok aşina olduğum bir grup değildi. Hoş, LIFE albümlerini bir ara ezbere bilirdim :(



Bookmark and Share

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder